1. Makale

GECİKEN ADALET ADALETSİZLİKTİR

                                          YARGILAMA SÜRELERİNİN UZUNLUĞU

                                              GECİKEN ADALET ADALETSİZLİKTİR

 

       Yargılamanın makul sürede yapılması  ,T.C. Anayasa ile güvence altına alınmış olan Adil Yargılanma Hakkı’nın en önemli unsurlarından biridir.Her ne kadar 4709 Sayılı Kanun’un 16. Maddesi ile ‘’Devlet, işlemlerinde  ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır’’hükmü Anayasa’ya eklenmiş olsa da uygulamada yargılamalar çok uzun sürmekte  makul sürede yargılama temel bir hak yerine sadece kitaplarda yazan soyut bir kural gibi algılanmaktadır. Anayasa Mahkemesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvuruların büyük çoğunluğunu adil yargılanma hakkının ihlali oluşturmaktadır.

    Hiç şüphesiz bütün davalar birbirinden farklıdır. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargılamanın makul sürede yapılıp yapılmadığını belirlemek için bazı kriterleri bulunmaktadır.Davanın karmaşıklığı ve mahkemenin hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeni göstermesi gerekliliği  gibi sebepler yargılamayı uzatan etkenlerdir.Ancak çok basit davalarda bile yargılama ve temyiz sürelerinin on yılları bulması vatandaşların hukuka olan inancını zedelemektedir.

     Hakkı ihlal edilen kişilere Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı ve zararın tazminini talep etme hakkı  tanınmış olsa da  hiçbir tazminat özellikle de çok düşük tazminatlar ,adaletin gecikmeden yerine getirilmesinin yerini tutamaz.Gerek Ceza gerekse Hukuk yargılamalarının çok uzun sürmesi yüzünden çok büyük hak kayıpları yaşanmakta  ,bazı insanların ömrü davasının  sonucunu görmeye yetmemektedir.

    Yargılama sürecinde en büyük sıkıntı temyiz ve istinaf sürecinde yaşanmaktadır. Yapılan son yasal düzenlemelerden sonra ,son on yılda yerel mahkemelerin karar verme süreleri kısalmış, ancak temyiz sürelerinin hala aşırı uzun olması yüzünden davalar çözüme kavuşturulamamaktadır. Bazı davalarda lehine karar verilen taraf mahkeme kararına güvenerek tasarrufta bulunmakta ,yıllar sonra temyizden dosya bozularak gelmektedir. Bu durumda davadan beklenen hukuki yarar ortadan kalkmış ,istinaf ya da temyizin bir faydası kalmamış olmaktadır.

     Örneğin vesayet davası sonucu kısıtlanmasına gerek görülmeyen kişinin temyiz süresinde yaptığı tasarruflar temyizden dosya bozularak gelirse ne olacaktır? Mal sattıysa satın alan iyiniyetli kişilerin durumu ne olacaktır? Zaten yaşlı olduğu için davalı olan kişi için yeniden yıllar süren yargılama süreci başlayacak ,yine uzun yıllar sürecek başka davalarda açılacaktır.

      Ya da açmış olduğu iş davası ile tazminata hak kazanan işçi icra yoluyla tazminatını tahsil ettikten yıllar sonra dosya temyizden bozularak geldiğinde büyük sıkıntılar yaşamaktadır.Mahkemelerde bunlar gibi bir çok dava bulunmaktadır.

      Ceza davalarında, özellikle suça sürüklenen çocuk olarak çocukların yargılandığı davaların yargılama ve temyiz süreçlerinin uzaması daha da büyük hak ihlalleri yaşatmaktadır.Suçun işlendiği tarihte çocuk olan kişi iyi ya da kötü bir sonuç beklemekte ve hayatına devam etmek istemektedir. Ancak davalar yıllarca sonuçlanmadığından kişi ,hakkında ne karar verileceği endişesiyle ,ceza kesinleşirse her an hapse girebileceği korkusu ile yaşamaya çalışmakta ve bir gelecek kuramamaktadır. Davaların uzun süre sürüncemede bırakılması, dosya kesinleşmediği için cezanın uygulanmaması  cezanın caydırıcılığını da ortadan kaldırmaktadır. Sanığın tedirgin olarak yıllarca korku içinde yaşaması da bir nevi cezadır.

     Yargılama süresinin makul süreleri aşması sadece taraflar için mağduriyet yaratmamakta mahkemelerinde her zaman şikayet ettikleri iş yükünü ve yoğunluğunu artırmaktadır.

         Anayasa ve Kanunlarda yazan soyut kuralların uygulanmasını sağlamak devletin görevidir.Anayasa ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en önemli  unsuru olan makul sürede yargılama yapılması için devlet gerekli yasal düzenlemeleri yapmak ve bilfiil uygulanmasını sağlamak zorundadır.Temyiz ve İstinaf Mahkemeleri ‘nin sadece merkezde toplanması yerine taşrada da istinaf mahkemeleri kurulması ve bu mahkemelerde hakim sayısının artırılması  çözümü kolaylaştıracaktır. Tarafların yaşlı , çocuk ya da engelli olduğu davalar ,iş davaları ,aile hayatı ile ilgili davalar  aciliyeti olan davalardır.Bu sebeple davaların temyiz aşamasında sınıflandırılması ve aciliyet taşıyan davaların bir an önce sonuçlandırılması gerekmektedir. Adaletin gecikmesi  ,hukuka olan inancın sarsılması ve hukuk sisteminin sorgulanmasına yol açmaktadır.

                                                                                                                           08/06/2020-HAJJAR HUKUK

 

                                 

 

 

Comments to: GECİKEN ADALET ADALETSİZLİKTİR

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir